12 Eylül 2011 Pazartesi

Büyük takım vs. Büyük başkan

Büyük takım nedir? Ya da cevabı bulabilmek için soruyu farklı bir şekilde soralım bir takımı "büyük" yapan nedir? Şampiyon olması dersek fena halde yanılırız zira şampiyonluk bir sonuçtur ki tek başına "büyük" olmak için yeterli midir çok tartışılır. Beşiktaş'ın belki de en başarılı kadrosunun yıldızı Metin Tekin kendisine Beşiktaş efsanesi dendiğinde şöyle esaslı bir tarif yapmıştır büyük takım kavramına: "Efsane, yıllar aşıp yüzyıl öteye geçebilmektir. Bir çocuktur sizi o yıllar öncesine götüren ya da efsaneleştiren. Biz nasıl Baba Hakkı'yı merak edip onu araştırıp, neredeyse ellerimizle dokunduysak, yıllar sonra bir çocuğun bizi aklına düşürüp araştırmasıdır. Biz o efsane içinde olan şanslı insanlarız. Yoksa efsane olmak ne haddimize. Tek efsane vardır o da Beşiktaş'tır..."
Yaptığı tanımın karakterine ışık tutması bir yana bize de ışık tutmalı aşığı olduğumuz renklere nasıl bakmamız gerektiğiyle ilgili... Beşiktaş'ı büyük takım yapan bu gelenektir ve bu gelenek Beşiktaş'ın özüdür. Başarılı olma anahtarı da buradadır, ileriye gitme anahtarı da.
Fenerbahçe taraftarının ısrarla her konuda vurguladığı "Fenerbahçe büyüklüğü" tanımını hatırlatmaya gerek var mı? "Ne kupa büyüklüğü, ne de şampiyonluk büyüklüğüdür" dememiş mi İslam Çupi? Kulübün taraftarına, geleneğine değil mi bu vurgu?
Lafı hiç eğip bükmeden söylemek gerekirse bu fotoğraf olmamış. 104 yıllık Fenerbahçe, tarihinde ilk kez "şüpheli" sıfatındaysa bu Aziz Yıldırım'ın bazı eylemlerinden dolayı olmuştur. Aziz Yıldırım, eğer iddialar doğruysa ki okuduğum ifadeler doğru olduğunu düşündürüyor, en büyük ayıbı 104 yıllık bu büyük camiaya yapmıştır, o fotoğrafı elinde taşıyan futbolcunun sahada akıttığı tere yapmıştır. Metin Tekin'in dediği gibi "efsane" Fenerbahçe'dir. Savunulması gereken de onun tarihi, onun gelenekleridir.
Eh bu fotoğrafı eleştirirken bundan bahsetmemek olmaz.

Bir seneyi biraz geçen bir süre önce açıldı bu pankart İnönü'de. Tam hatırlayamıyorum hangi dünya yıldızımızın(!) imza töreninde... Bu pankartla affetti Kapalı Tribün kendini dövdüren adamı. Beşiktaş'ın taşıdığı her değeri beş paralık eden, kendine "efsane" denmesini kabul etmeyen Metin Tekin'i seçim malzemesi olarak kullanan adamı iki tane trivela dört tane de ara pası için affetti.
Yüz yılı aşkın süredir ayakta olan, büyük sporcular yetiştirmiş bu kulüplerin taraftarı olmanın da bir ağırlığı olsun. Yöneticisi, futbolcusu, taraftarı herkesin gerçek "efsaneye" saygısı olsun...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder