TFF'nin tuhaf fikstürünün azizliğiyle Quaresma'dan yoksun çıktı Beşiktaş sahaya. Bu kötü oyunun mazereti olamaz ki defalarca Quaresma'nın Beşiktaş'a katkı sağlamadığını söyledikten sonra bu bahaneye sığınmam da tuhaf kaçar ama bu Beşiktaş'ın maça TFF kararıyla iki oyuncusundan yoksun çıktığı gerçeğini değiştirmez. Federasyon'un futbolu adam gibi yönetecek çapı olsa sezon başından bir karar alır ve "Avrupa'dan gelen takıma 3 boş gün vermeden maç yaptırmıyorum." der. Bu şekilde fikstüre uymuyorsa da maçı erteler. Kural bu olursa da kimse itiraz etmez, bilir ki aynısı başına geldiğinde maçı ertelenecek.
Bunu geçelim sahaya dönelim diyeceğim ama saha pek parlak değil. Antalya ve Stoke maçlarının ilk yarıları nispeten umut verir gibi olsa da bu maç sezon başı karamsarlığına döndürmeye yetti. Vicdan azabı gibi bir takım var ne yazık ki... Atsan atılmıyor, satsan satılmıyor. Mecbur geçecek bu sezon böyle ama Beşiktaş'la ilgili saha içine bakıp konuşmak anlamsız geliyor.
Evet defans anlaşılması güç şekilde gerideydi. Takımın ileride pas yapmaya çalıştığı dönemlerde bile çıkması gerektiği yere çıkmadı. Top ayağındayken birbirine çok uzak iki blok halinde oynayan bir takım vardı sahada. Bu da hazırlık paslarının sayısı arttırdı rakip yarı sahaya hızlıca geçmemizi zorlaştırdı. Forvetler defansif görevlerinin bilincindeydiler örneğin Holosko maç boyu sağ kanatta olması gereken yerde pozisyon aldı ama savunmayı geride kurma hastalığı onların kat etmesi gereken mesafeyi çok arttırdı, etkisizleştirdi.
Ama bunlar anlamsız geliyor. Beşiktaş'ın şu kadro dengesizliği ve plansızlığıyla iyi futbol oynaması zaten mucize ama bu maçın sonunda sorunu İsmail'de, Ekrem'de, Necip'te, Holosko'da arayanlar var ya da Quaresma'nın yokluğunda. Onlar hatırlamasa da biz bu oyuncularla iki kupa aldık ve bugün kulübede oturan Fabian yine sahanın yıldızıydı emeğiyle. İzmir'de, Fenerbahçe'yi yenerken o büyük coşkuyu bu oyuncularla birlikte yaşadık. İnönü'de Galatasaray'ı yenerek son virajı alırken Holosko da anlasın diye Slovakça açtık "Beklediğiniz an işte bu an" pankartını. O takımın "beklediği an gerçekten o an"dı ve o takımdan bir futbolcunun ismini haykırdığımız zaman hepsi birlikte geliyordu.
Farkı, anlamak için bakan gözler görebilir... Çok geç olmadan içine düştüğümüz yıldız fetişinden kurtulmak ümidiyle.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder