18 Ekim 2011 Salı

Bişey Yapmalı!

"Sanki onlar hancı, halkına yabancı. Biz ise kiracıyız da evden atmalı." Moğolların o meşhur şarkısının bir dörtlüğü bu ve bu da Beşiktaş Başkanı Demirören'in söylediği özlü söz: "Beşiktaş, taraftarın değil kongre üyelerinindir."  Eh aradaki benzerliği anlamak zor değil. Dünyanın herhangi bir ülkesinde, bölgesinde ya da spor kulübünde hiç fark etmez hayali tek adam olmak isteyenlerin tarzı aynıdır. Suçlarlar, muhalif olanları dışlarlar ve kendi akıllarıyla değil de yaratılan havayla düşünenler için sloganlar oluştururlar.
Demirören dönemi kusursuz bir tek adamlığa gidiş süreci olarak görülebilir. Her başarısızlık dönemin ardından hocaları suçla... Taraftarı dövdür, dışla. Sloganlar yarat "17'de 17" de, "futbolun katili Türk hakemleri" de insanlar başka yere baksın ve bir ülke için imkansız olan, gelenekleri olan bir kulüp için de imkansız olması gereken ama maalesef içinde bulunduğumuz bataktan çıkmamız zorlaştıran en temel etken "kulübü kendine borçlandır ve utanmadan tehdit et."
Bu tek adamlık öyle bir hal aldı ki Demirören artık kişisel işlerini Beşiktaş üzerinden yürütüyor ve kimse "Aga bu nedir?" diyemiyor. Kimse soramıyor İspanya iş bağlantılarının ne kadarı Mendes oyuncularının bir bir Beşiktaş'a gelmesiyle ilgili diye. Kimse merak etmiyor Alves nasıl bu kadar pahalı diye.
Ya da ediyor ama çıkardıkları ses etkisiz ve zavallı oluyor. Öyle bir hal ki bu Demirören'e muhalif olmak için hazır da bekleyen 90 milyon euro paran olması gerekiyor çünkü beyefendi parasını ertesi gün istiyor.
Taraftarın bir kısmı ise yazık ki büyük bir ikiyüzlülük içinde. Dayak yediği tribüne sahip çıkacağına Demirören'e methiyeler düzen pankartlar açan, "yeter Yıldırım Demirören yeter" diye iki transferin ardından kendiyle dalga geçen bir güruhtan söz ediyoruz. Aynı güruh "Beşiktaş ırkçısı" bir akılla düşünüp evet her maçı kazanırız diyor. Quaresma'yı eleştirene "Higuanci, Diattacı" diyor. Beşiktaş kötü yönetiliyor diyene de yazık ki "Başkan çocuğunun rızkını verdi daha ne yapsın" diyor.
Ama hala eminim ki büyük bir çoğunluk var Beşiktaş'ın, Beşiktaş gibi yönetilmesini isteyen. Bu sene tribünleri boş bırakan işte bu büyük çoğunluk. Satılan kombine rakamıyla kendi adıma gurur duyuyorum. O rakam belki de gerçek muhalefetin sesi çünkü. Demirören'in seçildiği son seçimden sonra Ekşibeşiktaş'ın önünü çekmek istediği ve abuk subuk bahanelerle gerçekleşmeyen o protesto bugün sanki sözsüz bir şekilde canlanıyor Beşiktaş tribünlerinde.
İşte bu çoğunluğa güvenerek bir adım atmanın tam zamanı. "Resmi taraftar" olanların değil, isyan edenlerin fazla olduğuna güvenerek mücadele etmenin tam zamanı. Bu mücadeleyi örgütlemek ayda sadece 200 defa okunan bir blog sahibi olarak beni çok çok aşıyor ama ciddi sayıda takipçisi olan bloglar bunu örgütleyebilirler belki...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder